17 Şub 2012

Siyah Süt



İlk çıktığında yani henüz evli bile değilken okumuştum bu kitabı. Elif'in tüm kitaplarını okuma kontenjanından girmişti kütüphaneye. Bi çırpıda bitirmiş ama aradığımı bulamamıştım. Fazla zorlama, fazla abartı gelmişti satırlar...


Yıllar sonra tekrar okudum. Yazdıkları azmış bile diyerek... Çok keyifli bir hamileliğin ardından kabus gibi bir lohusalık dönemi yaşadım. Hormanal ve dışsal sebeplerle ağlama krizi, sütten kesilme, bebeğe bakamamaya kadar gitti bu durum. Hatta psikolojik sıkıntılarla kalmadım, dikişlerimi bile kanattım. Allahtan bünye güçlü, bela geldiği gibi gitti. Bu dönemde en önemli faktör eş. Eğer sizi anlayan, yanınızda duran, sabırlı ve olgun bir adamsa ( ki ben şanslı bir kadınım benim eşim böyleydi ) bu durumu atlatmanız çok kolay. Yok değilse vay size vaylar size... Anne, kayınvalide, bilimum eş dost, hatta tanımadıkların dahi dahil olduğu bu süreci hiçbir kadın yaşamasın isterim. Ondandır her hamile ya da yeni doğum yapmış kadın gördüğümde kucaklama isteğim...


Ben tam bu dertlerle uğraşırken karşıma başka bir kadın çıktı. Bir blog okurken şans eseri buldum onu. Sütten kesildiğim için kendimi dünyanın en çaresiz kadını hissederken bir telefonla derman oldu. Bebeğime süt anne buldu... Sadece bana değil yardıma ihtiyacı olan herkese karşılıksız ve sorgusuz koşuyor bu kadın. Dokunduğu şeyleri güzelleştiriyor. Belki bazılarınız tanıyorsunuz Derya Taşdiken'leri. O "Marka Anne" blogunun sahibesi, minik Eren'in annesi ve Anne Sütü Olanlar Olmayanları Bulsunlar hareketinin fikir sahibi... Anne sütü bulmaya aracı olmak sanırım dünyada yapılabilecek en büyük sevaplardandır. Derya'ya hem inanılmaz saygı duyuyor, hem yıllardır tanıyormuş gibi seviyor hem de içten içe kıskanıyorum. Bu yazı ona ve süt anne olmak isteyen, bebeğine süt arayan tüm kadınlara. Yanlız değiliz, iyi ki...