29 Şub 2012

Organik Ütopya


Çınar'dan önce organik yaşam konusunda ilgili biriyken şimdi bu konuda irkilen biri oldum! Yediğimiz herşey, solunan hava, içilen su, giydiklerimiz, sürdüklerimiz derken sonu olmayan bir yola girdik. Hatta Erkan Şamcı evimde yaşasın istiyorum, o düzeyde yani. Takıntılı olmak, çok kasmak hele ki İstanbul'un göbeğinde yaşıyorsanız hiç mümkün değil ve bünyeye zarar biliyorum. Köyümüze geri dönelim, arınalım fantazisinin gerçekleşmeyeceğini, yapılsa bile başkan şeylerden yoksun kalacağımızı bilecek kadar da bilincim yerinde. Ama gel gör ki bilmek ruhumu fena halde rahatsız ediyor. Bir kere araştırmaya başlayınca sonu da gelmiyor... Öğrendikçe çaresiz ve mutsuz oluyorum. Çocukların elinden o sakızları, yoğurtları almak, saçlarına, ciltlerine sürülen zehirleri çöpe atmak, üstlerindeki boyalı giysileri kesmek istiyorum. Paraben, SLS, alüminyum, aspartam derken liste uzadıkça kederim artıyor. 21. yüzyılda şehirde yaşıyor olmanın bedeli kanser, stres, bilinmedik bir dünya hastalık olarak geri dönüyor. Bu blogu okuyan herkesin az çok aynı derdi taşıdığını biliyorum. Yazmak neye çare, şimdilik hiçbir şeye... Belki diyorum okuyan, sesimi duyan birileri çıkar, birleşir şehirde bir koloni kurarız. Yazar, çizer, konuşur, üretir, bir oldukça çoğalırız...


Hayal bu, neden olmasın... Olana kadar ben kendi deneyimlerimi yazayım... Yeşil yaşam sitelerini, ürünleri vs vs biriktiriyorum. Pek yakında burada :)