28 Oca 2011

Çiçeklendim sana


Bu ara çiçekten gidiyoruz, tüm meylimiz çiçeklenmeye...

24 Oca 2011

Denizkızı

Bu taytı giyersem denizkızı olur muyum ?

Dibini görmeyen...


Severiz içmeyi. İçer içer üstüne içtiğimiz kadar cila yaparız. Benim jenerasyonum dibini görmeyen sevdiğini görmesin jargonuyla büyüdü. Arabeskin kral olduğu yıllar. Henüz arabada yüksek sesle müzik dinleme dönemindeyiz. 9.senfoni ile köpek öldüren ya da sulu bira içmek ara sıra gülmek için yapılan bişey. Yabancı içki, yabancı damat kadar popüler, özenilesi ve ulaşılamaz. Zaten az bulunan alkolün etkisini arttırmak için olmadık yöntemler denenir, içine kül dökmekten, aspirin karıştırmaya farklı seçenekler mütemadi aralıklarla uygulanır. Birde kötü olan içkinin tadını güzelleştirme çabaları vardır ki, burada yaratıcılık sınır tanımaz. Favorim şarap-elmalı tang kombinasyonudur mesela.
Şimdiye bak. Absolut Red Bull, Chivas Regal, Miller. Çabuk öğrendik, çabucak alıştık iyiye. Niyeyse gıcığım bu döngüye...

19 Oca 2011

10 yıl

Sene 2001. Kıbrıs'tayım. Kuş uçuşu bilmem kaç km. uzakta kendimi kuşlar gibi hissediyorum. 2 katlı beyaz bir ev. Balkondan gördüğüm tek şey, yürümeyle gidilemeyecek bir kale. Aylardan Eylül. Sıcak hala yerinde. Ben olmak istediğim yerin çok ötesinde... Nice hayaller, sancılar, umutlar, geride bırakılmış can kırıklarının arasında. Bir yolu bitirmiş, bir yolun başında öylece duruyorum... Gideceğim yeri bilmemenin ürkekliği, geldiğim yolun verdiği kararlılıkla...

Sene 2011. Aldıklarımı verdiklerimden çıkarınca elimde az ama kıymetli şeylerin kaldığı 10 yıl geçmiş... İçgüdüyle yaşayan ben, aklı başında insan modeline doğru evrilmişim. Arkadaşla dostu, rakıyla votkayı karıştırmama gibi meziyetler kazanmışım. Evlenmiş, diploma deliliğini bırakmış, iyi ki ve neyse ki demeyi öğrenmişim.

2021 sana gelene kadar görece uzun bir zaman var önümde. Bakalım nasıl karşılacağız...

Tasarım Obje = Fonksiyonellik+Estetik/Rahatlık-Fiyat

Güzel mi, işlevsel mi, oturmalık mı bakmalık mı bilemedim! Şimdilik tespitim oturması tekil, konuşması çoğul bir obje olduğu...

18 Oca 2011

Ocak projesi : Sanal Temizlik

Bu ay sonuna kadar lüzumsuz 9807 mailden kurtulmaya, 15623 dosyayı tasniflemeye ve gereksiz tüm dosyaları bilgisayarımdan atmaya söz veriyorum. Kendime tabi. Yaparım ama, kendime verdiğim sözler en kıymetlisi. Ya yapamazsam... Yaparım yaparım... Bu ne ola, başarısızlık anksiyetesi mi ?

17 Oca 2011

10 Oca 2011

Adı Mozi


Defter, kitap, kalem severdim ben. Şimdi bunlara mutfak gereçleri, mum, sabun falan eklendi. Şahsi zevklerden, kollektif zevklere geçiş süreci diyorum buna. Gelelim Mozi'ye... Kendisi henüz ülkem sınırlarında yok ama yurtdışına çıkan eşe dosta ilham versin diye burada. Ev hediyesi olur, düğün hediyesi olur, yılbaşı olur... Olsun yeter.

Yaz kurtul


Şikayetçiyim kendimden. Küçük, olası, dünyanın sonunu getirmeyen, değiştiremeyeceğim, değiştirmek için yeteri kadar uğraşmadığım şeylerden şikayet ede ede usandım... Şikayet ederek ancak baş ağrısı ve gaz sancısı şekline dönüşen sorunları çözmeye karar verdim. Gayet geyik ama kendi "Mutluluk Projemi" yapıyorum. İşe yarar, yaramaz! Ya tutarsa ihtimali bile güzel...

Hem bu aralar kafayı bizimle bozan, kulağı hep kapıda evrenle iyi geçinmek lazımmış. Zira kocamın 3 gün çektiği ateşin sorumlusu olarak kendisini görüyor, nedeni de benim şikayetlerime bağlıyorum. Aslında sen buradan okuyunca beni pek bi lanet görüyorsun, oysa genelde kötüyken yazmamdan bu şöhret. Bak bu da değişecek maddeler arasında. Moda, sergi, film falan daha düz şeyler yazmalı diye karar aldım. Anlat anlat kendini nereye kadar... Hem içim dışım bir olunca pek bi çıplak kaldım. Sen bilme beni bu kadar. Öğrenmek için çaban olsun biraz. Yanyana dizilen harfleri birleştirip çözme kolayca... Hem büyümek, değişmek zaman alıyor anla biraz. Acıyor. Boyun uzarken de öyleydi di mi ? Tam öyle işte...

Şikayetçi ve apolitik kadın güle güle... Sen gidince ben hoşçakaldım...

2 Oca 2011

2011'e mektup


Sevgili 2011,
Gelmeni sabırsızlıkla bekledim. Yeni başlangıçlar için senden iyisi yoktu. Seninle karşılaşana kadar alamadığım onca karar, yapamadığım planlar, gidemediğim şehirler, hep bi eksiklik biriktirdim... Olumsuzluk ekleriyle dolu cümleler kurdum... Kızdım kendime. Kırıldım. Daha iyisini yaptığım yıllar çoktu. Hatırladıkça bilendim sana... Ey 2011 seninle çook işimiz var...

Bu yıl ;
Gidemediğim 2 ülke, hakkınca gezmediğim 5 şehre gideceğim.
Aklımda, ruhumda büyüyen, habersiz yeşeren fikirleri toprağa ekeceğim.
Sesini duymak istediğimi arayacak, sesimi duyurmak istemediğimle konuşmayacağım.
Depresyon, yorgunluk, sıkıntı kelimelerini huzur, enerji ve bolluk ile değiştireceğim.
Beyaz lahana dolması yapmayı öğrenecek, kendi zeytinimi yiyeceğim.
Okunacak kitapları başucumda değil, zihnimde biriktireceğim.
Teknolojiyi öncelik yerine gereklilik içinde kullanacağım.
Kocamın aylardır dikmediğim pijamasını dikecek, sürpriz yapacağım.
Domestik kadınlara üstten bakan kariyer perileri ile dalaşmayacak, hoşgöreceğim.
Anneme daha çok benzediğim için duyduğum içten gururu seslendireceğim.
Babamla yıllardır çıkmadığımız seyahate çıkacak, otobüste ayağımın altına valiz koymasını bekleyeceğim.
Eski resimlerime şahane bir albüm alacak, hepsini özenle saklayacağım.
Kitaplığımı da düzeltecek, kitap paylaşmayı öğreneceğim.
Unuttuğum 2. yabancı dile geri dönecek, Paris sokaklarında Fransızca konuşabilecek kadar öğreneceğim.
Yarım bıraktığım gönüllü hizmetlere dört elle sarılacak, açığımı kapatacağım.
Bana Kıbrıs'ın mavi sularını hatırlatsın diye aldığım koltuklarımı o çok sevdiğim çiçekli kumaşla kaplatacağım.
Kedi fobimi nasıl yenerim diye kafa yoracağım.
Blog tasarımımı değiştireceğim.
Hediye almak kadar, nasıl verdiğime de dikkat edecek, özenli olacağım.
Sabahları daha kolay kalkacak, yorgun yatmayacağım.
2.dövmemi yaptıracağım.
Vücuduma yapışan 5 kilodan ayrılacağım.
Saçlarımı uzatacağım.
Aldığım ve yazamadığım onca kararı unutmayacak, 100 sayfalı o şahane deftere yazacağım.
En önemlisi inşallah Ada'ya kavuşacağım...

Hoşgeldin 2011...